Sağlık

Kahvenin Zararları


Kahvenin bulunuşu ve yayılması

Kahvenin Zararları Bir açı kahvenin kırk yıl hatırı olan bir kültürden geliyoruz. Kahve hayatımıza gireli yüzyıllar olmuştur. Batı ülkelerinde 300 yıllık bir geçmişi olan kahve Arap yarımadasında eski zamanlarda başlar. Kahvenin ilk ortaya çıkışı hakkında hikayeler çokça. Uyuklayan keçilerini gezdiren Kaldi aisimli bir çobanın keçilerinin bazı yemişleri yedikten sonra hareketlenmesini görmesi ile başlamıştır. Bunun üstüne Kaldi bu yemişleri kendisi dener ve kendini dinç hisseder.Uzunca yıllar kahve çekirdekleri çiğnenerek veya öğütülüp ve yağla kavrularak yenmiştir 13. yüzyıl civarında  şans eseri kahve çekirdekleri yanınca şu anda tükettiğimiz kahve ortaya çıkmıştır. Hemen arkasından Mekke ve Medine’ye yayılan kahve çekirdekleri buradan da İslam dünyasında süratle yayılmıştır.
Kahve gerçekten de yemenden gelir.  Kahvenin Arap yarımadasından sonra Osmanlı İmparatorluğuna ulaşması ile kahvenin bütün dünyaya yayılması çok kolay olmuştur. Osmanlı’yı ilk kahve ile tanıştıran 1519 yılında I. Selim’in Mısır seferinden sonrasında İstanbul’a getirdiği kahve çekirdekleridir. Avrupa İstanbulda gördüğü kahve ile 16.yy da tanışır.

Sponsorlu Bağlantılar
Kahvenin Zararları

Kahvenin Zararları

Kahvenin Zararları

Hep kahvenin yararlarından bahsedilir peki zararı yok mu? Bakın bu yazımızda bununla ilgili bilgiler mevcut. Kahve vücuttan faydalı bir çok mineralin erozyonuza sebep olabilir bu nelere sebep olur bakalım.

Sponsorlu Bağlantılar
Kahvenin Zararları

Kahvenin Zararları

  • Fazla kahve tüketimi magnezyumun vücuttan idrarla atılmasına sebep olur ve uzun vadede depresyona ve kas ağrılarına yol açabilir. Antidepresan mineral olan magnezyum, 2 tatlı kaşığı kahveden sonra idrarla atıldığından dolayı, görevini yapamaz hale gelir ve aslında fazla kahve sinir sistemine iyi gelmez.
  • Krom minerali kaybı  tatlı ve karbonhidratı yoğun gıda tüketme arzusunu uyarabilir. Kahve seven kişilerin karbonhidrat sever olmaları bir tesadüf asla değildir.
  • Demir mineralinin vücuttan atılması, kansızlığa  yol açar ki bu metabolizmayı yavaşlatacaktır. Az miktardaki kahve dinamizm verirken, 2. fincandan sonra anemiye bağlı  saçlarda dökülmelerine, halsizliğe,  odaklanamamaya sebep olur.
  • 2 tatlı kaşığından fazla kahve tüketimi, uzun vadede genetik yatkınlık da var ise kemik erimesine yol açabilmektedir.
  • Diyabeti önlemek üzere günde 1 fincan kahve tavsiye edilirken, 6 fincandan sonrasında işler tersine döner ve kahvenin diyabete neden olma oranın %67 arttırdığı görülür. Çünkü kahve metabolizmayı hızlandırır. Pankreas da metabolizmanın önemli bir parçasıdır ve kafeinle karşılaşınca daha fazla çalışır. Bunun neticesinde insülin hormonu normalden daha fazla salgılanarak, kan şekerinin düşmesine ve karbonhidrat eğilimine yol açar. Diyabete genetik yatkınlığınız olsun ya da olmasın; sık ve fazla kahve tüketimi pankreasın insülin pompalama düzenini bozabilecek güce sahiptir. <
  • Alzheimer, Parkinson gibi sinir sistemi hastalıklarını önlediği iddia edilen kahve  2 fincandan fazla tüketilince bizi daha agresif, tahammülsüz, uykusuz, mutsuz hissettirebilir. Sinir sisteminin en çok ihtiyaç duyduğu B vitaminlerini idrarla atan kafein, bu nedenle aslında sinir sistemi hastalıklarını önleme konusunda bir ilaç asla olmaz.

Tek başına kahve tüketimi tüm bu hastalıkların önlenmesi için anlamlı olamaz. Beslenmeye, spora, güneş ışınlarına, kilomuza ve sigara ve alkol tüketimine dikkat etmeliyiz. Kahvede kafein, kafeik asit, klorojenik asit, polifenoller mecuttur. Doz aşımı yapmadan tüketmek şarttır kabaca aslında en güvenli limit  1-2 tatlı kaşığı kadardır.

Sponsorlu Bağlantılar

Daha fazlası için Facebook Fan sayfamızı takip edin….

Sponsorlu Bağlantılar

Yazar Hakkında

Zuhal

Yorum bırakın